 Seni görüyorum yine istanbul, Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan Minare minare, ev ev Yol, meydan.
Geliyor Boğaziçi'nden doğru, Bir iskeleden kalkan vapurun sesi., Mavi sular üstünde yine, Bembeyaz Kızkulesi..
Bir yanda serin sabahlarla beraber, Doğduğum kıyılar, Beşiktaş'ım. Baktıkça hep, semt semt, yer yer Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım..
Durmuş bir tepende okuduğum mektep; Askerlik ettiğim kışladır ötesi Bir gün bir kızını benim eden, Evlendirme dairesi.
Benim de sayılmaz mı oralar? Elimi tutar gibi iki yanımdan Babamın yattığı Küçüksu, Anamın toprağı, Eyüpsultan...
Önümde açık kollarıyla boğaz, Çengelköy'den aktarma Rumelihisarı. İstanbul, İstanbul'um benim, Kadıköy'ü, Üsküdar'ı.
Gün olur, köprü ortasında durur, Anarım, Adalar'da çamların uykusunu. Gün olur, Beyoğlu'nu özler içim, Koklamak isterim tünel'in kokusunu..
Bulut geçer üstünden, Gemi gelir yanaşır. Bir eski türküdür, kulağıma fısıldar, " içi dolu çamaşır "..
Göğünde tanıdım ayın öndördünü, Kırlarında bilirim baharı. Herşey içimde, her şey, İstanbul'un yadigarı..
Bir daha görüyorum seni dünya gözüyle, Göğün hep üstümde, havan ciğerlerimdedir. Ey doğup yaşadığım yerde her taşını, Öpüp başımak oymak istediğim şehir !..
Ziya Osman Saba..
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 18 Şubat 2008 )
|